SelinKilic
Kayıtlı Kullanıcı
Kur'an ve hadis külliyatında peygamberlerin ağzından aktarılan dualar, İslam geleneğinin en güvenilir ve en özgün dua metinleridir. Bu dualar sıradan bir yakarış değil; Allah'ı en iyi tanıyan, O'na en yakın olan kulların kelimeleridir. Hz. İbrahim'in ateşin ortasında söylediği, Hz. Yunus'un karanlıkların içinden yükselttiği, Hz. Eyyûb'un yıllarca süren sıkıntısında döktüğü sözler, bugün de aynı canlılıkla Kur'an sayfalarında durmaktadır.
Peygamberlerin en güzel duaları arasında öne çıkanlar şunlardır: Hz. Yunus'un "Sübhâneke innî küntü mine'z-zâlimîn" duası, Hz. İbrahim'in "Rabbena tekaббel minnâ" niyazı, Hz. Zekeriyya'nın "Rabbi lâ tezernî ferden" yakarışı, Hz. Musa'nın "Rabbi inni limâ enzelte ileyye min hayrin fakîr" sözleri ve Hz. Âdem ile Havva'nın "Rabbena zalemnâ enfüsenâ" duası bunların başında gelir. Aşağıda her birini Kur'an'daki kaynağıyla birlikte ele alıyoruz.
Kur'an'da "Zü'n-Nûn duası" ya da "Yunus duası" olarak bilinen bu niyaz, denizin derinliklerinde, balığın karnında, tam bir çaresizlik anında yükselen bir sestir. Kur'an bu duayı şöyle aktarır:
Arapça:
لَّا إِلَٰهَ إِلَّا أَنتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
Okunuşu:
Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine'z-zâlimîn.
Anlamı:
"Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Şüphesiz ben zalimlerden oldum."
Kaynağı:
Enbiyâ Suresi, 87. ayet.
Bu duanın ardından gelen ayet son derece dikkat çekicidir: "Biz de onun duasına icabet ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz, inananlara böyle kurtuluş nasip ederiz." (Enbiyâ, 88) Ayet, bu duanın yalnızca Hz. Yunus'a mahsus olmadığını, iman eden herkese açık bir kapı olduğunu açıkça ortaya koyar. Duanın yapısı da son derece öğreticidir: Önce tevhid, ardından tesbih, sonra itiraf. Hiçbir talep yok, hiçbir şart koşulmuyor; yalnızca Allah'ın büyüklüğünü tanıma ve kendi eksikliğini kabul etme.
Kur'an'da en fazla dua eden peygamber olma özelliğiyle öne çıkan Hz. İbrahim'in niyazları, Bakara, İbrahim ve Şuarâ surelerinde geniş yer tutar. Bunların en çok bilinen ve en çok okunan kısmı, Kâbe'nin inşasının ardından yaptığı şu duadır:
Arapça:
رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا ۖ إِنَّكَ أَنتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Okunuşu:
Rabbenâ tekabbel minnâ, inneke ente's-semîu'l-alîm.
Anlamı:
"Rabbimiz! Bizden kabul et. Şüphesiz sen işitensin, bilensin."
Kaynağı:
Bakara Suresi, 127. ayet.
Bu duanın hemen ardından gelen 128. ayette Hz. İbrahim ve oğlu İsmail'in duası devam eder: "Rabbimiz! İkimizi de sana teslim olan kullar kıl, soyumuzdan da sana teslim olan bir ümmet çıkar." Bu satırlar, bir peygamberin yalnızca kendisi için değil, nesli ve ümmeti için de nasıl dua ettiğini göstermektedir.
Hz. İbrahim'in bir diğer önemli duası ise Şuarâ Suresi'nde yer alır:
Arapça:
رَبِّ هَبْ لِي حُكْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ
Okunuşu:
Rabbi heb lî hukmen ve elhıknî bi's-sâlihîn.
Anlamı:
"Rabbim! Bana hikmet ver ve beni salihler arasına kat."
Kaynağı:
Şuarâ Suresi, 83. ayet.
İleri yaşta, kısır bir eşiyle birlikte, nesli tükenme noktasına gelmiş bir peygamberin Allah'a yönelişi, Kur'an'da iki farklı surede anlatılır. Âl-i İmrân Suresi'nde kısa bir niyaz olarak geçen bu dua, Meryem Suresi'nde daha geniş bir anlatımla yer alır.
Arapça:
رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ
Okunuşu:
Rabbi lâ tezernî ferden ve ente hayru'l-vârisîn.
Anlamı:
"Rabbim! Beni yalnız bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın."
Kaynağı:
Enbiyâ Suresi, 89. ayet.
Bu duanın güzelliği, talebin son derece sade tutulmasındadır. Hz. Zekeriyya "bana çocuk ver" demez; "beni yalnız bırakma" der. Talep değil, teslimiyet öne çıkar. Kur'an, bu duanın da kabul edildiğini ve Hz. Yahya'nın dünyaya gelmesiyle sonuçlandığını aktarır (Enbiyâ, 90).
Peygamberlerin en güzel duaları arasında öne çıkanlar şunlardır: Hz. Yunus'un "Sübhâneke innî küntü mine'z-zâlimîn" duası, Hz. İbrahim'in "Rabbena tekaббel minnâ" niyazı, Hz. Zekeriyya'nın "Rabbi lâ tezernî ferden" yakarışı, Hz. Musa'nın "Rabbi inni limâ enzelte ileyye min hayrin fakîr" sözleri ve Hz. Âdem ile Havva'nın "Rabbena zalemnâ enfüsenâ" duası bunların başında gelir. Aşağıda her birini Kur'an'daki kaynağıyla birlikte ele alıyoruz.
Hz. Yunus'un Duası: Karanlıkların Ortasındaki Nida
Kur'an'da "Zü'n-Nûn duası" ya da "Yunus duası" olarak bilinen bu niyaz, denizin derinliklerinde, balığın karnında, tam bir çaresizlik anında yükselen bir sestir. Kur'an bu duayı şöyle aktarır:
Arapça:
لَّا إِلَٰهَ إِلَّا أَنتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
Okunuşu:
Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine'z-zâlimîn.
Anlamı:
"Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Şüphesiz ben zalimlerden oldum."
Kaynağı:
Enbiyâ Suresi, 87. ayet.
Bu duanın ardından gelen ayet son derece dikkat çekicidir: "Biz de onun duasına icabet ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz, inananlara böyle kurtuluş nasip ederiz." (Enbiyâ, 88) Ayet, bu duanın yalnızca Hz. Yunus'a mahsus olmadığını, iman eden herkese açık bir kapı olduğunu açıkça ortaya koyar. Duanın yapısı da son derece öğreticidir: Önce tevhid, ardından tesbih, sonra itiraf. Hiçbir talep yok, hiçbir şart koşulmuyor; yalnızca Allah'ın büyüklüğünü tanıma ve kendi eksikliğini kabul etme.
Hz. İbrahim'in Duaları: Bir Peygamberin Hayat Boyu Yalvarışı
Kur'an'da en fazla dua eden peygamber olma özelliğiyle öne çıkan Hz. İbrahim'in niyazları, Bakara, İbrahim ve Şuarâ surelerinde geniş yer tutar. Bunların en çok bilinen ve en çok okunan kısmı, Kâbe'nin inşasının ardından yaptığı şu duadır:
Arapça:
رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا ۖ إِنَّكَ أَنتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Okunuşu:
Rabbenâ tekabbel minnâ, inneke ente's-semîu'l-alîm.
Anlamı:
"Rabbimiz! Bizden kabul et. Şüphesiz sen işitensin, bilensin."
Kaynağı:
Bakara Suresi, 127. ayet.
Bu duanın hemen ardından gelen 128. ayette Hz. İbrahim ve oğlu İsmail'in duası devam eder: "Rabbimiz! İkimizi de sana teslim olan kullar kıl, soyumuzdan da sana teslim olan bir ümmet çıkar." Bu satırlar, bir peygamberin yalnızca kendisi için değil, nesli ve ümmeti için de nasıl dua ettiğini göstermektedir.
Hz. İbrahim'in bir diğer önemli duası ise Şuarâ Suresi'nde yer alır:
Arapça:
رَبِّ هَبْ لِي حُكْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ
Okunuşu:
Rabbi heb lî hukmen ve elhıknî bi's-sâlihîn.
Anlamı:
"Rabbim! Bana hikmet ver ve beni salihler arasına kat."
Kaynağı:
Şuarâ Suresi, 83. ayet.
Hz. Zekeriyya'nın Duası: Umutsuzluğun Eşiğinde Yakarış
İleri yaşta, kısır bir eşiyle birlikte, nesli tükenme noktasına gelmiş bir peygamberin Allah'a yönelişi, Kur'an'da iki farklı surede anlatılır. Âl-i İmrân Suresi'nde kısa bir niyaz olarak geçen bu dua, Meryem Suresi'nde daha geniş bir anlatımla yer alır.
Arapça:
رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ
Okunuşu:
Rabbi lâ tezernî ferden ve ente hayru'l-vârisîn.
Anlamı:
"Rabbim! Beni yalnız bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın."
Kaynağı:
Enbiyâ Suresi, 89. ayet.
Bu duanın güzelliği, talebin son derece sade tutulmasındadır. Hz. Zekeriyya "bana çocuk ver" demez; "beni yalnız bırakma" der. Talep değil, teslimiyet öne çıkar. Kur'an, bu duanın da kabul edildiğini ve Hz. Yahya'nın dünyaya gelmesiyle sonuçlandığını aktarır (Enbiyâ, 90).